Friday, December 27, 2013

MUSAKKA

Musakka bir Yunan yemegi.  "Benim buyuk Yunan dugunum" isimli filimde bas roldeki kizi Amerikali sinif arkadaslarinin geyik kakasi yiyiyor diye dalga gectikleri bu yemek bizim evdede Moose kaka diye bilinir (Geyik kakasi lafi da geyikin ingilizcesinin Moose oldugu icin).  Bu arada o filmi seyretti iseniz benim hayatima olan paralellerinden ve yakinligindan dolayi favori filimlerimden biridir.

Musakkanin birkac degisik tarifi var.  Bazilarinda hem patates hemde patlican oluyor.  Hatta bazilarinda kabakda var.   Ben klasik patlicanli olarak seviyorum.  Tabii ki diger tariflerine gore patlicanli olani hem daha pratik hemde daha sade oluyor.  Bir guzel yani da tarifinizi yemege geleceklarin sayisina gore ayarlayabilmeniz.  Ben genelde goz karari yapiyorum bu yemegi ve de cok kalin olmamasina dikkat ediyorum.  2 kat bence en guzeli yani bir kat patlican ortasi kiyma ve domates sosu, bir kat daha patlican ve basamel sos.  Her ne kadar ekmek yememeye dikkat etsemde taze ekmeksiz de bu yemek yemekde olmuyor bence.


2 buyuk patlican
1/4 su bardagi sivi yag (veya zeytin yagi)
1 kg. kiyma 
1 tatli kasigi yenibahar veya tarcin
tuz
1 orta boy sogan
1 buyuk boy (800 gr) konserve rendelenmis domates
1/4 su bardagi ince kiyilmis maydanoz (arzuya gore)
Sos:
2 corba kasigi tereyagi
2 corba kasigi un (tepeleme doldurun kasigi)
1.5 su bardagi sut 
1 yumurta
1/2 su bardagi peynir (cheddar veya mozzarella)

  • Patlicanlari yikayip ince kesiyorsunuz
  • Firininizi 180 dereceye isitiyorsunuz
  • Patlicanlari tek sira olarak tepsiye dizip uzerlerine siviyaginizdan surup firinda yumusayincaya kadar pisiriyorsunuz
  • Tavada sogan ve kiymayi kavuruyorsunuz.  Yenibahar ve tuzunu ekleyip suyunu cekinceye kadar pisiriyorsunuz
  • Borcam tepsinize once patlicanlari diziyorsunuz, uzerine kiymayi seriyorsunuz ve onunda uzerine domates sosu dokerek kat kat olarak diziyorsunuz.  En ust tabakanin patlican olmasina dikkat ediyorsunuz.
  • Basamel sosunuzu hazirliyorsunuz.  Bunun icin tereyagini bir tavada eritip unu ekliyorsunuz ve cig tadi gidinceye kadar kavuruyorsunuz.  Sutu ekleyip cirpiyorsunuz ki un top top olmasin.  Yumurtayi da cirparak ekliyorsunuz.  Sos biraz koyulasinca patlicanlarin uzerine dokuyorsunuz
  • En ustune de peyniri serpistiriyorsunuz
  • Firinda 45 dak pisiriyorsunuz.  
  • Yarim saat bekledikden sonra servis yapiyorsunuz





Tuesday, November 19, 2013

LAS VEGAS


Bugunku konu bizim Las Vegasa yaptigimiz birkac gunluk tatil.  Tek kelime ile anlat diye sorulursa sectigim kelime "Abarti" olur.  Allahin colunde insan yapimi bir sehir.  Gorulecek tek sey uzun bir oteller sokagi var.  Her otel bir konu uzerine yapilmis ama o konu son ince noktalarina kadar islenmis.  Ornegin, Paris otelinin disarisinda Eyfel kulesi var.  Icerisi yollardaki tas doseme gorunumu veren mermerler, dar ve ince sokak gorunumu, eski fransiz evleri ve pencerelerindeki ciceklerine kadar detayli yapilmis.  Fransaya gitmeye hic gerek yok.  En ilgic olanlar: Paris, Venedik (Gondola turlari olan), Romada Cesarin satosu, Misir piramit seklindeki ucgen yapimi ve heykelleri, Bellagio otelinin icerisindeki cicek bahceleri (senede 4 kez tamami ile sokulup tekrar yapilarak sezona uyum saglamasi ve sulama sistemleri) ve onundeki havusdaki fiskiye showu, Bir baska otelde ates ile volkan gosterisi.  Her abartili hali ile muhtesem.  Hepsini gormek icin gezmekden ayaklarimiza kara sular indi.

Eglence yontemleri de bir baska degisik.  Mesala konser ve showlar muhtesem oldugu gibi her yerde kumar, kasino ve icki.  Katildigimiz turdaki bayan cocuklarin Disneyi varsa buyuklerinde Las Vegaslari var demisti.  Dogru tespit!  Herkese hitap edecek birseyler kesinlikle var (iyi veya kotu).

Ilginc buldugum sey ise oteller sokaginin hemen disarisina cikildigi zaman gorunen sefalet oldu.  Issizlik Amerikanin bu cok abartili ve zengin gorunen sehirinde yuzde 10.  Is alani sadece turizm oldugundan ucretler cok dusuk.  Bahsisler olmasa insanlarin gecinmesi imkansiz.  Otellerde ise girebilmenin bir yigin kurallari var.  Mesela hicbir sekilde polis vakasi olmamasi gerekiyor, calisanlara kartlar verilmis ve o kartlari her zaman uzerlerinde kimlik olarak tasimalari gerekiyor (her an kontrol edilebiliyor) ve o kartlarin yenilenmesi gerekiyor.  Issiz insanlar kostumler giyip sokaklarda bekliyor ki turistler onlarla resim cektirip para versinler.   Sansli taraflari iklim her ne kadar yazlari cok sicak oluyordu ise klimalarla o sorun cozuldugu icin sorun degil.  Biz gittigimizde her gun 23-25 derece arasinda idi.  Torontoya dondugumuz gun ise eksilerde oldugundan geri mi gitsek acaba diye sakalastik.

Birkac resimleri paylasayim sizinle.. Goreceginiz gibi bir daha bu ulkelere gitmeme hic gerek yok.  Hepsini gezmis kadar oldum ama tek eksik o ulkelerin ozel yemeklerinin servisi yoktu.  Tabii ki bir de Turkiye eksikti.  Cok zengin olsam oraya Turkiye otelini ben dikerdim herhalde :-)

Paris
Misir



Venedik
Roma: Gok yuzu ve duvarlarin uzerindeki heykeller ve ortadaki buyuk havuz.. 

Dunyanin en buyuk cikolata havusu ve cikolatadan yapilmis heykel - Noele hazirlik

Dunyanin en buyuk kabagi ve konusan agac


Volkan showu

Wednesday, September 18, 2013

TAZE BARBUNYA

Barbunya yi cok severim. Genelde kurudan pisiriyorum ama son gunlerde blog arkadaslarimizin heyecanla taze barbunya mevsimi demeleri ve en cokda buzluga koyarak kis icin saklamalari bana motivasyon oldu.  Dun markette gorunce hemen aldim.  Tabii ki taze barbunyanin tadi kurusundan cok daha guzel.



1/2 kilo taze barbunya ici
1 orta boy sogan
2 dis sarimsak
1 orta boy patates
1 orta boy havuc
2 orta boy domates
1 corba kasigi domates salcasi
1/2 su bardagi zeytinyagi
1 tatli kasigi toz seker
4 su bardagi kaynar su
Tuz
Uzerine kiyilmis maydanoz ve kesilmis limon


  • Barbunyalarin iclerini 25 dakika kadar bol suda haslayin ve suzun
  • 1/2 su bardagi zeytinyagina ince kiyilmis sogan, kucuk kesilmis havuc ve soyulup kucuk kesilmis patatesi ekleyip biraz kizartin
  • 2 dis sarimsagi, rendelenmis domatesi, ve barbunyalari ekleyip karistirin
  • Sicak suda eritilmis seker ve domates salcasini ekleyin. 
  • Suyunu ve tuzunu da ekleyip dusuk isida barbunyalar yumusayincaya kadar pisirin.
  • Uzerini ince kiyilmis maydonoz ile susleyin
  • Servis yaparken yanina limonunu ekleyin.  Bence bu yemege tadini veren limon.
  • Afiyet olsun


Wednesday, August 28, 2013

TATIL BITTI...

Turkiyemde 3 haftam ... Biraz huzunlu, biraz huzurlu, ama duygularla dolup tasan bir surec oldu.  Babamsiz gecen ilk bayramimiz di.  Anne ve babacigimdan kalan yazlik evi satisa cikartmak icin gerekli islemleri bitirmem gerekli idi.  Aklimi mesgul eden dusunceler ise...bu eve bir daha donemeyecegim, nefes kesen manzarasini bir daha goremeyecegim, muhtesem denizinde bir daha yuzemeyecegim, kiyiya carpan suyun sesini dinleyerek uyuyamayacagim,  gunesin dogus ve batisini balkondan seyredemeyecegim, esim ve kizlarimin bu evi son bir defa daha gorme sanslari olmayacagi idi. En uzen tarafi ise anne ve babamin da bu evi yaptirirkenki hayallerini gonullerine gore yasayamadiklari idi.  Hayat hakikaten cok zalim!  Iste evimizin balkonundan manzaralar.


Bu dusuncelerle depresyona girmemek icin baska seylerle kendimi mesgul ettim.  Zaten mesgalede coktu ama kuzenim Evrimin yardimi ile isler halloldu.  Ozledigim herseyleri yedim.  Cocuklarimin istedikleri kuru pasta, burma kadayif, simit ve kurabiyeleri de buralara kadar tasidim.  O kadar yeme icmeden sonra sadece 1 kilo almis olmamada cok sasirdim.  Yuzme ve yuruyusun faydasi oldugunu dusunuyorum...  Iste sizlere severek yediklerimden ornekler.



Her sene Turkiye ye gelebilmek mumkun olsa keske... Yemek icmek de guzelde sevdigim akraba ve arkadaslarimla birlikte olabilmek cok muhtesem birsey!!

Saturday, July 13, 2013

IRMIK HELVASI

Irmik helvasinin puf noktasi yag oraninin yuksek tutulmasi ve devamli karistirarark kavurmasi.  Bizim buralardaki irmikler un kadar ince.  Tabiiki kalin irmik daha degerli ama olmayinca idare etmek gerekiyor.  Ilk irmik helvasi yapisim.  Cok guzel oldu.  Olculere tam olarak uyarak yaptim ve damak tadimiza gore oldu.  Tek sikayetim 4 kisilik aile icin cok fazla.  Tarif 8 kisilik oldugunu yaziyor ama bana sorarsaniz o hesaba gore de fazla ama buna sebep irmigin cok ince olusu da olabilir.   

1 su bardagi tuzsuz tereyagi
2 su bardagi irmik
1 kahve fincani cam fistigi
1+3/4 su bardagi seker
2.5 su bardagi kaynar su, 
1 su bardagi soguk sut

Dondurma kepcesi ile servis yaparsaniz 24 tane yapiyor.

  • 1 su bardagi tereyagini buyukce bir tencerede kizdirin.
  • 1 kahve fincani cam fistigi ve 2 su bardagi irmigi tereyagina ekleyin ve kisik derece ateste kavurun.  Irmik cok fazla esmerlesmemeli ama pismeli.  Puf noktasi devamli karistirilmasi.  Ocak isiniza gore, 20 ile 40 dakika arasinda bir zaman alabilir
  • Irmige 1+3/4 su bardagi sekeri ekleyin
  • 2.5 su bardagi kaynar suyu yavasca ekleyin.  Su kaynar oldugundan bayagi sicriyor dikkatli olun ve hemen biraz karistirin
  • 1 su bardagi soguk sutu dikkatlice ekleyin ve karistirarak pisirmeye devam edin
  • Tencerenin kapagini kapatin ve isiyi cok yavasa alip 20 dakika demlendirin
  • Tencerinizi atesden alin ve yarim saat ilimaya birakin. 
  • Guzelce karistirdikdan sonra servis yapabilirsiniz.

Sunday, June 9, 2013

TORONTODAN ANA VATANA DESTEK

Burasi bir yemek blogu aslinda ama farkina vardimki son zamanlarda yemekden baska herseyi paylasmisim.  Mutfak nede olsa ev hayatinin orta noktasi.  Her konusma, dert, keder oldugu gibi iyi gunler ve neselerde orada paylasildigi icin bir tane daha ekliyorum.

Turkiyeden Kanadaya goc ettigimizde 16 yasinda idim.  Sizler kadar icinde olmadim ve eminim guncel konulara ve sorunlara da o kadar hakim degilimdir.  Ancak, baris icinde baslayan protestoya polisin asiri tepkisi, gaz bombalari, insanlarin canlarindan olmasi ve en onemlisi de oylar ile iktidara gelmis olan hukumetin olaylara kayitsiz kalmasi dogru degil diye dusunuyorum.  Dunyada herkes fikir sahibi olmali, onlari korkmadan soyliyebilmeli ve tartisabilmeli. 

Iste Toronto Turk toplumunun demokrasiye olan desteginin resmi.  Pankartlarla, muzikle, horonlarla ve sloganlarla.  Bu ikinci destek.  Gecen hafta sonu da olmus ve cok daha buyuk bir kalabalikla.  Bir grup Ottowa elciligine kadar da gitmis.

Toronto polisinin tepkisi ne idi biliyormusunuz?  Karsi kaldirimdan izledi.  Kalabalik da degildi.  Saydim 6 polis ve de sadece bisikletli.

Butun bu olaylarin sonu iyi olur insallah!

Wednesday, June 5, 2013

BABACIGIMIN VEFATI

Ailemizin en büyüğü, Toronto nun abisi, babası, dostu, arkadaşi, acil servisi, ve yardımcısı, babam, 28 Mayısda tatil için gittiği İstanbulda ani bir kalp krizi ile vefat etti.  Nisan 14ünde kendisini güle oynaya tatil için yolcu etmiştim.  Ne planlar yapmıştık birlikde... O araba alacak ve Bodrumdaki evimize gidecekdi.  Bende Ağustosun 4ünde gidip birlikde senelerdir özlediğimiz bayrami vatanımızda akrabalarla geçirdik.  Sonra birlikte Karadeniz turuna çıkıp anneciğimin memleketini ziyaret edecektik.  Belkide onun memleketi olacaktı hedefimiz.  Ama mutlaka birlikte bir tatil yapacaktık.  Sonra kuzenimin kızının nişanına gidecektik.  Ailenin en büyüğü olarak yüzükleri o takacaktı.  1 sene evvel diğer kuzenimin oğlunun nişanını takmıştı ve harikaydı yaptığı konuşma.  Ne de olsa alışıkdı sahnelere. Ben Agustos 24 ünde dönecek, O ise Ekimde 79 uncu yaş gününde Toronto ya dönecekti.  Ancak bunların hiçbiri olmadı.  28 Mayısda sabah babam kalktı, hergünkü gibi kahvaltısını yaptı.  Neşesi ve sıhhati yerinde idi.  Otobüs ile çarsıya gidip ut dersi verdiği bir ögrencisine, çok çalısıp hak ettiğini düsündüğüdüğünden, özel bir ut yaptırmak için bir arkadaşını ziyarete gitti.  Arkadası ona çay ikram etti ama daha çayi gelmeden aniden gelen bir kalp krizi ile 5 saniye içerisinde vefat etti.  Tertemiz, kimseye yük olmadan, tam istediği gibi.  Ama geride kalan bizleri tam anlami ile şoka sokarak.  Çünki, hiç kalp problemi yoktu.  Buradan gitmeden evvel bastan aşaği doktor kontrolünden geçmisti.  "Turp gibisin maşallah" demişti doktoru.  Kötü haber tez geldiğinde aklımı kaybedeceğim zannettim.  Hemen o akşam için bilet bulup İstanbula gittim.  Uykusuz geceler, meşgul gündüzlerin sonucunda 62 saat içerisinde babacığımı alıp Torontoya getirdim.  2 Haziran Pazar günü onu burada anneciğimin yanına defnettik.  Torontonun böylesine bir cenaze merasimini görmediğinden eminim.



Sizlere babamı anlatmak isterim..Babam herkes tarafindan sevilen bir insandı.  Hayata onun kadar bağlı bir başkasını tanımadığımı söyliyebilirim.  Beni ilk arayanlar "başin sağolsun" değilde "doğrumu duyduklarım?  İnanamıyorum!" diyordu.  Muthiş sosyal di.  Küçük ile küçük, büyük ile büyük olur, din, ırk ayrımı yapmadan insanı insan olarak sever ve iletişim kurmayı başarabilirdi.  Cenazedindeki değişik yaş gruplarının dışında, değisik kültür ve milletlerden insanlar da mevcuttu.  Türk toplumuna olan hizmetleri ise anlatılmakla bitmez.  Toronto camisinin kurulusu ve yapılışında, folklor grubunun kuruluşunda, tiyatro grubunun kuruluşunda olduğu gibi aldığı rollerde, sanat muziği korosunda solist, muzisyen veya ögretmen olarak.  Her yardıma ihtiyacı olan babami aradi.  Her konuda ve günün her saatinde.  İs bulmakdan tutun ev veya aile problemlerine kadar.   Bitmez tükenmez bir enerjisi vardı.  Askerdi.  Vatan severdi.  Kanadaya çocukları için geldi, yine burada cocuklari için kaldi.  Vefakardi!!  Sevgili anneciğime ve anneanneme senelerce zor şartlar altında baktı.  İyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir dost oldu, her zaman.  Bu kısa hayatına bütün bunları nasıl sığdırdı, onunla yasan biz bile, inanamıyoruz.  Ailesini herşeyin önünde tuttu.  Ben bir Türkle değilde bir yabancı ile evleneceğim dediğim zaman, ve ben onu ne kadar utandırmış olsamda o benim arkamda sağlamca durdu. Eşimi sevdi, eşimde onu.  Bugün eşimi babamın cenaze namazını kılarken ve oun arkadaşlarina "daha iyi bir kayınpeder olamazdı dünyada" dediğini duymak, çocuklarımın "daha iyi bir dede olamaz dünyada" dediğini duymak beni ne kadar duygulandirdi bilemezsiniz.   Kızı olarak onunla her zaman gurur duydum.  Bencil olarak onu şimdiden çok ama çok özlüyorum. 

Toprağin bol olsun canım babam.  Mekânın cennet olsun.

Bu arada facebookdan ve Emelden haber alıpda bana daha evvel taziyelerini söyleyen Heyyficiğim ve Mujdeciğime de çok teşekkür ediyorum.

Wednesday, May 22, 2013

DISNEYWORLD FLORIDA

1 aydir hicbirsey yazmadim.  Sizleri ziyarete geldim.  Notlar biraktim ama kendi sitemi ihmal ettim.  Dogrusunu soylemek gerekirse mutfagimi da ihmal ettim uzun zamandir.  Heves ve istahimiz yoktu.  Biraz moral almak icin Floridaya Disneyworld ziyaretindeyiz su anda.  Ben ve kucuk kizim Serah, Arkadasim Peri ve onun bir kizi ve oglu, Dostbahcesinden lezzetler arkadasimiz Emelin oglu Deren.  6 kisilik bir grup, 5 gunlugune gezmeye geldik.  Malesef sizlerle paylasabilecegim birseyler yemedim ve gormedim.  Bildiginiz hamburger, sosis gibi fastfoodlardan baska birsey yok parklarda.  Nasil geciyor diye soracak olursaniz.  Buraya son gelisim (bundan 17 sene cocuklarim kucukkendi), daha eglenceli olmustu.  Yani hatirladigimdan degisik buldum.   Daha fazla showlar bekliyordum.  Belki sezon disinda geldigimizden dolayi fazla showlar yoktu.   Onun disinda,  hava durumu bakimindan sicak olusu harika ve cocuklarin keyfi yerinde olusu da guzel.  Peki sorun ne?  Yorgunluk!  Genclere ayak uydurmak bayagi zor.  Yaslanmis oldugumu dusunuyorum.   Bikmadan usanmadan geziyorlar.  Yetismek mumkun degil.  Bu aksam otele dondugumuzde ayaklarim zonkluyordu.  Kuvette ayaklarimi suya bastim, dusumu aldim.  Bir de aspirin ve uyku insallah yarina birseyim kalmaz.  Yarin burada son gunumuz.  Esimden aldigim habere gore Toronto 5 derece olacakmis dondugumuz gun.  Yarin sabahi havuzda D vitamini depolayarak gecirecegiz, aksama da yine parklara gidip tatilimizi havai fisekleri showu ile bitirmeyi dusunuyoruz.  Saglicakla kalin.

Wednesday, April 24, 2013

TOBYMIZ EBEDIYEN BU DUNYAYA GOZLERINI KAPATTI

Kapali, yagmurlu, olan bugun, sizlere daha yeni kendisinden soz ettigim, evimizin sevgili kopegi Toby,  9.5 yasinda, hayata gozlerini kapatti.  Benim ilk ve son kopegim olarak kalacak.  Hayvan sevgisinin buyuklugunu ben onunla ogrendim.  Hayvanlarin insanlara verdigi huzuru, kayitsiz sartsiz sevgiyi, sorgusuz sualsiz, sartlar ne olursa olsun, yaninizda olmasinin ve neselendirme gucunun hayata getirdigi zenginligini ve ayni zamanda hic buyumeyen bir bebek oldugundan hissettilen sorumlulugu da Toby ile ogrendim.

Toby kopek den cok insan gibiydi.  Kopekden korkanlara bile kendisini sevdirmeyi becerdi.  Bugun evimizin nesesi sonuk ve hepimizin gozleri aglamaktan sis.  Anisi evin her kosesinde.  Kapidan girince kosturup kuyruk sallayarak bizi gordugune mutlu oldugunu gostermesi, elimizdeki her paketi icinde ne var diye merakla teftis etmesi, hadi arabaya dendiginde heyecanla kosarak gelmesi, uyurken yukses sesle horlamasi, bahcesine giren tavsani hirsla kovalamasi, sincaplara kizarak havlamasi, kabuklu fistigin ustaca kabugunu cikartip icini yemesi, eldiveni elimize taktigimizda bogusmak anlamina geldigini sanip gures tutmasi, uykusu geldiginde koltugun kosesindeki yerinde oturana dikkatle bakip "yerimden kalk" demesi, kotuga uzandiginizda hemen yaniniza gelip eliyle durterek "bana saril" demesi, birseyler yiyorsak yine eli ile vurarak "bana da versene" demesi, biskuvi verdigimizde sevincinden cilginca kosarak turlar atmasi  ve  saymakla bitmeyecek daha bircok anilari.

"Yagmurlu bir gundu, tipki bugun gibi.  Kaybetmistim seni, akti gozyasim karisti yagmura" sarkisi geciyor icimden ama bambaska bir anlamla.  Onu simdiden cok ama cok ozluyorum.  Nur icinde yat benim guzel kopegim.

Monday, April 15, 2013

SUSAMLI SOMON (JAPON YEMEGI)

Susamli Somon baliginin tarifi bizim marketin reklam kitabindan.  Tarif yaziyorlarki onda kullanilan malzemeler onlardan alinsin diye.  Ben kopye cektim ama ille de onlarin soyledigi markalari kullanmadim.  Yani evde olanlarla pisti.  Japonlarin Teryaki sosunu ben cok seviyorum.  Balik, tavuk ve kavurma sebzeye cok yakisiyor bence.  Bu tarifde de cok hosuma gitti.  Susamlarda citirlik getirdi.  Teryaki sosunu seviyorsaniz denemenizi tavsiye ediyorum. 


1 buyuk dilim somon baligi (ben servislik parcalara ayirdim)
3/4 su bardagi Teryaki sosu
2 corba kasigi su
Bol susam
  • Firini 200 dereceye isitiyorsunuz
  • Firin tepsisinin icerisine daha evvelden yikanip kurumus olan baliklari diziyorsunuz
  • Baliklarin uzerine bolca teryaki sosundan surup susamlari da bolca serpiyorsunuz
  • Geriye kalan sosun icerisine 2 corba kasigi su ekliyorsunuz ve baliklarin etrafini bu karisimi dokuyorsunuz
  • Firinda pisiriyorsunuz.  Baliginizin kalinligina gore 15-20 dakika kadar.

Sunday, March 31, 2013

ISPANAKLI, PEYNIRLI MAKARNA

Tarihi gecmek uzere tuzsuz peyniri dolapda gorunce hemen bu tarif aklima geldi.  Bir Italyan yemegi.  Ziti denilen kucuk duduk makarna ile yapiliyor.  Icerisinde tuzsuz bizim cokelege benzeyen cottage cheese peyniri ile yapildigi icin kalorisi biraz daha az.  Etsiz oldugundan da vejeteryanlar icin ideal bir tarif.  Bizim ev et oburu.  Fazla et sagliga zararli biliyorsunuz.  Onun icin bu tip tarifleri seviyorum.  Ben genelde sarimsakli ekmek ve salata ile servis yapiyorum ve onun icin de biraz sulu olmasini tercih ediyorum.  Bu bir damak tadi meselesi bazi arkadaslarim kuru olmasini tercih ediyorlar.


2 su bardagi makarna
1 demet ispanak (1/2 kg)
1 su bardagi mantar
2 dis sarimsak
1 orta boy sogan
2 corba kasigi sivi yag
1 su bardagi tuzsuz peynir (cottage cheese)
1 su bardagi pizza peyniri
1 buyuk kutu konserve dogranmis domates
1 corba kasigi kekik
tuz, karabibler
  • Ispanagi yikayip yapraklarini ayiriyorsunuz.  1 demet gozunuze cok gorunebilir ama degil cunki ispanak piserken kuculuyor.
  • Mantarlari temizleyip kucuk parcalara ayiriyorsunuz
  • 1 orta boy sogani ve sarimsagi ince dogruyorsunuz
  • Sogan, sarimsak, ispanak ve mantari 2 corba kasigi yagda kavuruyorsunuz.  Yemeginizi sulu sevmiyorsaniz, suyunu suzebilirsiniz.  Ben bu yemegi sarimsakli ekmek ile servis yapiyorum.  Sulu olunca ekmekleri suyuna batiriyoruz ve hosumuza gidiyor.
  • Makarnayi guzelce tuzlu suda haslayip suyunu suzuyorsunuz
  • Sebzelerinizi makarna ile harmanliyorsunuz
  • Tuzsuz peyniri, domates sosunu, kekik, tuz ve karabiberi de ekleyip bir kez daha harmanliyorsunuz
  • Borcami guzelce altina yapismamasi icin sprayliyorsunuz
  • Makarna karisimini borcama dokup uzerine 1 su bardagi peyniri serpistiriyorsunuz
  • 180ye isitilmis firinda 45-50 dakika (peynir eriyip uzeri biraz kizarincaya kadar) pisiriyorsunuz
  • Sarimsakli ekmek ve salata ile servis yapiyorsunuz

Wednesday, March 27, 2013

ANADOLU HALK OYUNCULARI

Hafta sonunda Anadolu halk oyuncularinin destek gunune katildim.  Bu halk grup 32 sene evvel bizim evin bodrum katinda kuruldu.  Bende kurucularindan bir tanesiyim.  O zamanlar Kanada da Turk toplumu oldukca kucuktu.  Bu halk grubu bizlere guzel bir eglence, kulturumuzu yasatma ve birbirimizle tanisma ve dayanisma sebebi oldu.  Her hafta sonu calismak icin bulusurduk.  Anneler borek, corek yapip getirir.  Bizler calisirken onlar sohbet ederlerdi.  Kostumlerimiz yoktu.  Alacak paramizda.  Ilk kostumler anneler tarafindan dikildi.  Sonra paralar toplandi ve Turkiyeden getirildi.  Amacimiz yabancilara Turkiyemizi tanitmakti.  1982 yilinda katildigimiz ilk uluslar arasi yarismada 2. oldugumuz zaman ne sevinmistik. Kolay mi her sene kazanan Ukranya veya Italyan gruplarini yenmistik!.  Cogunlukda olduklarindan sahneye ordu gibi kalabalik ciktiklari gibi rengarek kostumleri ve canli muzikleri vardi.  Resmen goz kamastirirlardi.  Ilk defa bir baska ulke Turkiye almisti odulu onlarin elinden.  Radyo reportajlarini falan hic kacirmadan tadini cikartmistik o sene. 

O zamanlari hatirlarsaniz Ermeni sorunu buyuktu.  Elcilerimizi vuruyorlardi yurt disinda. Bizleri vurmasalarda her acik hava gosterilerimizde veya alisveris merkezlerinde yaptigimiz gosterilerde mutlaka sorun olurlardi.  Domates veya yumurta attiklarinda erkek oyuncular (bazen kiz oyunculada) dayanamaz onlari kovalardi. O aralarda babamlar ilk Turk camisini kurdular.  Tabii ibadet, cenaze gibi cok onemli seyler icin toplumumuz icin onemli bir eksik idi.  Cami yine buyuk dayanisma ile kuruldu.  Para yardimi yapamayan emegini verdi.   Diyanet bakanligina bas vuruldu ve camiye hoca bile getirildi.  Simdi bu cami bu canla basla ugrasip yapanlar tarafindan neden kullanilmaz oldu ne siz sorun, ne ben soyliyeyim.

Ben evlendikden sonra hem is, hem ev yetisemedim ve toplumdan ayrildim.  Bayramdan bayrama veya partilere ancak gidebiliyordum.  Kardesim folklore uzun zaman devam etti benden sonra.  Kizlarim da  biraz katildilar ama tabii simdi onlar da buyudu ve kendi hayatlari var.  Her ne kadar klup devam ediyor olsa da bugun, ilk baslatan grup bayagi azalmis durumda.  Bazi arkadaslarimiz vefat etti, bazilari tasindi ama burada olanlarla arkadaslik, dostluklar esler ve cocuklar da katilmis olarak ailece halen devam ediyor.   O eski gunleri dusununce hey gidi gunler demeden edemiyor insan.  Turk toplumumuz simdi cook buyuk.  Simdi katildigim toplantilarda tanidik yuz zor buluyorum.  Ayni dayanisma, iyi niyet de azalmis gibi.  Kimbilir belki bana oyle geliyordur uzun zamandir uzak kaldigim icin.  Asagidaki resimler o eski gunlerden hatira.  Bakalim bu resimlerde beni bulabilecekmisiniz.

Sunday, March 24, 2013

MONTREAL VE PIRASALI PATATES CORBASI

Montreal sehri ile pirasali patates corbasi ne alaka....  Ilk evlilik senelerimizde esimle Quebec eyaletinde bir kis karnavalina gitmistik.  Buz heykelleri sergisini gezerken cok usuyup gordugumuz ufacik bir restorantda isinmak icin ictigimiz bu corba hosumuza gitmisti.  Restorantda fazla kalabalik olmadigindan sahibi ile sohbet etmek firsatini bulmustuk.   O bize bu corbanin bir Fransiz corbasi oldugunu ve yazlari soguk, kislari sicak olarak servis yapildigini anlatmisti.  Soguk olarak icmeyi denedim ama tavsiye etmiyorum.  Sicak harika.   Gecen hafta bir is toplantisi icin 1 gunlugune Montreala gittigimde hatiralarim canlandi ve o zamandan hatira olan bu tarifi yayinlamamis oldugumu fark ettim.  Toplanti odasinin penceresinden cektigim resimle pirasali patates corbasi tarifi...





3 orta boy pirasa
1 orta boy sogan
3 corba kasigi tereyagi
4 orta boy patates
4 su bardagi tavuk suyu
1 tavuk bulyon
1 veya 2 su bardagi sut veya krem
tuz, karabiber
Uzerine sus icin cayv (ben kullanmadim)
  • Pirasayi yikayip sadece beyaz kisimlarini kullanmak uzere ince dogruyorsunuz

  • Sogani soyup ince dogruyorsunuz
  • Patatesleri soyup, yikayip ince dogrusyorsunuz
  • Sogan ve pirasayi tereyaginda kavurup biraz yumusatiyorsunuz
  • Butun sebzeleri, tavuk suyu ve bulyonu buyuk bir tencereye koyup sebzeler pisinceye kadar kisik ateste pisiriyorsunuz
  • Krema olmasi icin el blenderi kullaniyorsunuz
  • Krema tuz ve karabiberini ekleyip servis yapiyorsunuz
Not: Tarif sadece beyaz taraflarinin kullanilmasini istiyor ama ben yesillerini de kullaniyorum bazen.  Rengi yesil oluyor ve biraz daha koyu ve lifli bir corba oluyor.  Biz seviyoruz. 

Sunday, March 3, 2013

DIL BALIGI (FILET OF SOLE)

Dil baligi citiri ile buzluklarda satiliyor. Citir dedigim bildiginiz ekmek kiriklarina bulanip kizartilarak yapilmis hali.  Buzlu hali ile atiyorsunuz firina ve 25 dakikada hazir.  Kolay olmasin kolay da kalorisi bol.  Bu hafta sonunda balik reyonunda taze gorunce diyetim icin firinda yapmak niyeti ile hemen aldim.  Taze dil baliginin en guzel tarafi rahatlikla rulo yapilabilmesi.   Arzuya gore icerisine birseyler koyulup dolmasini yapilabilirsiniz.  Mesela peynir ve aparaguslu olabilir veya ispanak ve peynirli.  Dolmasinin tarifini resimlemeyi unutmadigim ve de diyetten sonraki bir gune birakiyorum.  Bu seferki tarifim en sihhatli ve basit mi basit olani.  15 dakikada pisiyor.  Yanina bir salata, yemeginiz hazir.  Tadi nefis, kalorisi az.  Daha ne olsun!


 
Dil baligi (fileto edilmis)
Zeytinyagi (1 fileto icin, 2 corba kasigi: 1 corba kasigi icine ve 1 corba kasigi uzerine)
Limon suyu (1 corba kasigi, 1 fileto icin)
Tuz
Balik baharati (burada hazir satiliyor ama icerisinde bulunanlar: sarimsak tozu, kurutulmus dereotu, karabiber)
  • Baligi yikayip hazirliyorsunuz
  • Tepsinizi pisirme kagidi ile kapliyorsunuz (ki temizlemesi kolay olsun diye)
  • Her filetonun uzerine 1 corba kasigi zeytinyagi ve 1 corba kasigi limon suyu suruyorsunuz
  • Uzerine tuz ve baharati serpistirdikden sonra rulo yapip kurdan ile tutturuyorsunuz (bu halinin resmi en altta)
  • Her rulonun uzerine 1 corba kasigi zeytinyati ve arzunuza gore balik baharati serpistiriyorsunuz
  • Firininizi 204 dereceye hazirliyorsunuz
  • 15 dakika pisiriyorsunuz.  Ben 10 dakika sonra tepsiye cikan suyu ve zeytinyagindan biraz alip uzerlerine suruyorum yumusakligini korusun diye ve kontrol icin.  Baliginizin inceligine gore 10 dakikada pismis de olabilir.
  • Firindan ciktikdan sonra kurdanlari cikartip servis yapiyorsunuz.
  • Yaninda Cesar salatasi harika oluyor.

Wednesday, February 27, 2013

SUTLAC (ELEKTRIKLI YAVAS PISIREN TENCEREDE)

Sutlac icin gerekli olan uc malzeme sut, seker ve pirincdir.  Bazi tariflerde tereyagi ve yumurtada oluyor.  Bu ekler sutlacin biraz daha kremali olmasini saglamak icin eklenir.  Ben yumurtanin sutlaca yumurta koku verdigi dusuncesindeyim ve o yuzden de sevmem.  Tereyagi da kalori eklediginden cok sevdigim halde sutlacda istemem.  Elektrikli yavas pisiren tenceremi en cok sutlac icin kullaniyorum cunki o zaman dertsiz, temiz ve biraz daha sihhatli oldugu dusuncesindeyim.  Dertsiz cunki pirincin bastan haslanmasina gerek yok, temiz cunki tek tencere kirleniyor, sihhatli cunki sekeri sonradan eklendiginden dolayi normalden az sekerin yeterli oldugu gibi baska eklere de gerek kalmiyor.  Tabii daha tatli seviyorsaniz sekerini arttirabilirsiniz ama seker miktari benim damak tadima cok uygun geldi. 

1/2 su bardagi pirinc
(Kaliteli pirinc olmasi cok onemli.  Ben Risotto icin kullanilan kirik pirincle basarili oldum)
1 litre tam yagli sut
 1 su bardagi su
2 tatli kasigi pirinc unu
1 cimdik tuz
1/2 su bardagi seker
1 paket vanilya
Tarcin
  • Pirinci ayiklayip yikayin
  • Pirinc ununu soguk sutun icerisinde eritin
  • Pirinc, tuz, ve icerisine pirinc unu erittiginiz sut ve sutun geri kalan miktari ile yavas pisiren tencerenize koyun. 
  • Yuksek derecede 2 saat arada sirada karistirarak pisirin
  • Seker ve vanilyayi karistirdikdan sonra 20 dakika daha pisirin
  • Sogumadan servis tabaklariniza alin
  • Servis yapmadan once uzerine tarcin serpin
  • Afiyetle yiyin.

Wednesday, February 13, 2013

SOMUN KOFTE

Ismini Ingilizceden tercume edeyim dedim ama tam olmadi cunki tam tercumesi et somunu.  Ekmek somunu burada dikdortgen oldugu icin somun diyorlar.  Bende kiyma ile yapilip bizim kofteye benzediginden dolayi ismini kofte yazdim.  Servis yaparken ekmek gibi dilimliyorsunuz.  Genelde yaninda patates puresi ile servis yapiliyor.  Artan olursa ertesi gune ekmek arasi oglen yemegi oluyor bizim evde.

1/2 kilo kiyma
1 yumurta
1 paket (113 gr) tuzlu kraker
1/2 cay kasigi tuz
1/2 cay kasigi karabiber
1 dis sarimsak
1/2 su bardagi ketcup
Birkac damla worcestershire sosu (arzu edilirse)
  • Krakerler un kadar ince kirilir.  Bir avuc kadari uzeri icin ayrilir
  • Butun malzemeler karistirilir
  • Ekmek somunu seklindeki bir kabin altina yapmismamasi icin spray yapildikdan sonra, kabin seklini alacak sekilde dosenir.
  • Daha evvel ayirilan krakerler  yine ince kirilip, uzerine serpilir
  • 180 dereceye isitilmis firinda 1 saat pisirilir
Worcestershire sos sizin bulundugunuz yerde varmi bilmiyorum ama resmini ekleyeyim dedim.  Aslinda gerekli degil ama guzel bir koku veriyor.

Sunday, February 10, 2013

MAZES ARKADASDAN MIM

Mazes arkadasimiz beni mimlemis.   Umarim layiki ile olur mim yanitlarim.  Benim blogdan onun bloga transfer nasil oluyor cozemedim.  Fikir cok guzel bence blog arkadaslarin birbirlerini biraz daha iyi tanimalarini sagladigi gibi yeni bloglari kesfetme yonunden guzel bir etkinlik.  Kendisine cok tesekkur ediyorum.  Simdi sorulara yanit:

1.Blog yazmak nereden aklınıza geldi?

Burasi benim 2. blog maceram.  Ilki piczo isimli bir sitede idi.  Kucuk kizimin fikri ve yardimi ile kendi tariflerimi toplamak uzere baslamistim.  O blogda resim ekleme gibi sorunlar olunca senelerce ugrastikdan sonra birakmak zorunda kalmistim.  Bu bloga da buyuk kizim universiteye baslayip evden ayrildikdan sonra ikide bir bana yemek tarifi sormasindan dolayi basladim.  Blog arkadaslari ve guzel tariflerle karsilastikdan sonra da hobim oldu. 

2. Bloglarda okumayı en çok sevdiğiniz tarz nedir?

Resimlerle suslu olanlar tercihim.  Malum, bir resim bin soze bedel denmis.  Her telden olanlar favorim. Yemek tarifleri en onde gelse de havadan sudan, kendi ruh hali ve hayatindan hayali hikayelere kadar hepsi ile ilgilenirim.  Kisacasi karisik.

3. Burcunuz nedir?

Yengec.  Tipik bir yengec insaniyimdir da ayni zamanda.

4.En sevdiğiniz 3 özelliğiniz?

-Sadakatli ve sevecen bir insanimdir
-Gizlim, saklim, kiskancligim veya art niyetim hicbir zaman olmaz.  Icim disimdadir ama susma zamanini da iyi bilirim.  Yani kimsenin kalbini kirmamaya calisirim.
-Tuttugumu kopartirim. 

5.Hayatta en çok yapmak istediğiniz şey?

-Butun arkadas ve dostlarimla birlikde, buyuuuk bir grup olarak, uzun ve guzel bir tatil.  Dunya turu mesela.  Insanin sevdikleri ile birlikde yeni yerler kesfetmesi ve tecrubeler edinmesi, sonradan yaslaninca bir gun geriye bakip o gunleri konusabilmesi ne kadar hos olur.

6. Aklınıza ilk gelen blogcu isimler?

-O kadar cok isim geliyorki aklima tek tek yazmak mumkun degil.

7.Seni en çok mutlu eden şey nedir?

-Sevdiklerimle aksam yemekleri veya kahvaltilari.  Bilhassa herkesin sihhati ve keyfi yerinde oldugunda.  Gulerek, konusarak, cok gurultulu bir ortamda.  Birde denize karsi kurulmussa o sofra daha ne isteyebilir bir insan. 

8.Hayatınızı özetleyen bir şarkı var mı,varsa nedir?

-Yok.  Gerci Kardelen arkadasimizin bu soruya yaniti olan "kendim ettim kendim buldum" sarkisi benim icinde gecerli olabilir.  Aslinda sarkilar butun bir hayati degilde bir an veya bir gunluk ruh halini ancak ozetleyebilirler diye dusunuyorum.  Mesela bu karli kis gunlerinde, Kar yagiyor, yagiyor.  Abami giyecegim :-) olabilir.

9.Tanışma fırsatın olsaydı kiminle tanışmak isterdin?

- Ilgi alanim cok genis oldugundan o kadar cok isim geliyorki aklima.  Bir tane secmekde zorlaniyorum.  Dunya ya iyi veya kotu katkilari olan herkesle tanismak isterdim. 
10.Hangi zaman diliminde yaşamak isterdin?

-Bu zaman diliminden vaz gecmem.  Keske tekrardan yasamak mumkun olsa.  Daha cok kiymetini bilerek yasardim.

11.En sevdiğin mevsim?

- Yaz.  Denizi, gunesi, uzun geceleri, bahce sefalari.  Her mevsim yaz olsa sikayet etmem ama bahari da cok severim.  Bilhassa ciceklerin acmaya basladigi zamani.  Baharin getirdigi hanimeli ve leylak kokularini ozlemis oldugumu fark ettim simdi.

Ben kimseyi mimlemedim cunki benim takip ettigim 200un altinda takipcisi olan herkes bugunlerde mimlenmis gorunuyor ama gozumden kacan birisi varsa kendisini mimlenmis kabullensin.  Saklambac oyununda oldugu gibi soyliyeyim.. Onum arkam, sagim, solum saklanmayan mim :-)

Friday, February 8, 2013

KAR ALTINDAYIZ!!! YOKMU KURTARAN?

Bugun ofise gidemedik.  Allahdan evden calisabilme olanagimiz var.  Saat oglen 2, 3 kez kar kuredik ama kar halen devam ediyor.  Hava raporu 25 cm diyor. 

Ben size daha evvel evimizin daimi bebegi olan kopegimiz Toby den bahsetmemistim.  Bugun onun kar icerisindeki halini gorunce aklima geldi.  Onun yuzunden esim kapinin ve garajin onunu temizledikden sonra arka bahcede ona yol kuremek zorunda cunki bir seferinde karin uzerinden inememisti.  Gidip onu diz boyu kar in uzerinden kurtarmak zorunda kalmistik. 

Resimde esim arka bahceyi kurerken.  Masanin uzerindeki kar yuksekligi komik degilmi?  Sonra da Tobymizin resimleri.  Tobynin oyle masum bakisina aldanmayin, bu evin krali o dur.  Arabanin on koltuguna kurulur.  Kendisini insan zanneder.  Cok zeki degildir ama istedigini yaptirmak zorunda kaldiginda isini cok iyi bilir.


Tuesday, January 29, 2013

YESIL CAY

Rahmetli annemin, 61 yasinda, olumune sebep olan Alzheimer hastaligindan odum kopar.  Bildiginiz gibi bu hastalik unutkanlikla baslayip, yatalak duruma goturen, caresi de olmayan acimasiz bir hastalik.  Insanin cani kadar sevdigi insani o daha hayatta iken kaybetmesi kadar kotu baska cok az sey var bu dunyada.  Karsimda fiziksel olarak oturan annecigime ulasamamak, daha da kotusu hicbir sey yapamayip onun her gecen gun bizden ve dunyadan uzaklasmasina caresizce seyirci kalmak hayatimin en karanlik gunleridir.  Onun hastaligi surecinde (ki bir yerde sansli idi cunki 3 sene icerisinde vefat etti.  25-30 sene cekenleri biliyorum) her gun goz yasi doktum.  Annecigim benim sadece annem degil ayni zamanda en yakin arkadasim ve dert ortagimdi.  Ben annemin bu hastaliga yakalanmasi ile hem annemi, hemde en yakin arkadasimi kaybettim.  Benim yasadiklarimi cocuklarimin yasamasini hic ama hic istemem.  O yuzdendir ki bu hastalikdan cok korkarim.  En ufak bir unutkanlik olayi beni dehsete dusurdugunden, Alzheimer hastaligi hakkinda her turlu makaleyi arastirmayi yakinen takip ederim.  Son zamanlarda konu olan yesil cayin beyine olan faydalarini, bilhassa beyin hucrelerini Alzehimer hastaligina karsi korumasindan ileri olarak bir tedavi yontemi olabilecegi hakkinda yazilari okuyunca sizlerle de paylasmak istedim.


Cinden gelen bu cay her derde deva gibi bir sey.  Kanserden tutun soguk alginligina kadar.  Ben uzun uzun yazmayacagim cunki internetden bakabilirsiniz.  Son arastirmalarda beyin hucreleri urettigini yaziyorlar.  Her yemekde yesil cay icen Cinlilerin neden bu kadar akilli olduklari simdi anlasiliyor :-). Toronto universitesinin tip bolumunun cogunlugu Cinli.  Cocuklarinin hepsi bilhassa matematikde cok basarili.   Yarindan itibaren yesil cay tiryakisi olmaya karaliyim!

Saturday, January 19, 2013

TAHINLI KIRMIZI LAHANA SALATASI

Bu salata tarifini bir dergide gordugumu saniyorum ancak dergilerime baktim ve bulamadim.  Demekki yaniliyorum.  Bu yuzden salatayi aklimda kaldigi kadari ile yaptim.  Lahana bilindigi gibi cok doyurucu ve kalorisi az oldugundan diet icin harika.  Bu tarifde beni etkileyen tahin oldu.  Salatada daha evvel hic kullanmadigimdan merakimi yenemeyip denemek istedim. Cok hemde cok begendim.  Bugun butun kirmizi lahanayi rendeleyip hafta icerisinde oglen yemekleri icin hazirladim.  Sosu size taban tarif olarak veriyorum.  Ben eksi sevdigimden 1 limonun suyunu kullandim. 


 
1/2 kirmizi lahana
1/2 nar ici
Marul
1 orta boy havuc
Arzuya gore badem veya ceviz

Sosu:
3 corba kasigi tahin
3 corba kasigi zeytinyagi
3 corba kasigi limon suyu
1 corba kasigi sirke
  • Kirmizi lahanayi uzunlamasina dograyin ve yikayin
  • Marulu yikayip dograyin (arzu ettiginiz kadar)
  • Havucu soyup rendeleyin
  • Sosunu butun malzemeleri karistirarak hazirlayin
  • Lahana, marul, havu ve sosu birlikde harmanlayin
  • Uzerine nar ve badem veya cevizi serpistirin.

Thursday, January 3, 2013

KARNIBAHAR CORBASI

Karnibahar cok fazla kullanmadigim bir sebze. Arada bir kiymali yemegini yapsamda genelde kizartmasini yaparim veya cig olaral dip ile servis yaparim. Gecen gun takip ettigim bloglarin birinde mercimekli bir tarif gordum ve denemek icin Karnibahar aldim. O yan yemek olacagi icin yarisini o tarife kullandim ve diger yarisini da evde olan malzemelerle corba yaptim.  Malum kis geldi havalar sogudu.  Esim corba seviyor, ama oyle cok sulu olmamasi gerekiyor.  Bu corbayi mercimek corbasi sevenlere tavsiye ediyorum cunki icinde mercimek olmadigi halde, mercimek corbasi tadinda oldu.  Uzerine tereyagli salca da guzel gider herhalde.  Bir dahaki sefere!



Yarim karnibahar
1 sari dolmalik biber
3 orta boy havuc
3 corba kasigi un
1/2 su bardagi sivi yag
1 corba kasigi biber salcasi
1 corba kasigi domates salcasi
1 lt su veya et suyu
1 bulyon
Tuz, karabiber, kirmizi biber
  • Karnibahari yikayip kucuk parcalara ayirin
  • Havucu yikayip rendenin buyuk tarafi ile rendeleyin
  • Sari biberi yikayip kucuk dograyin
  • Siviyagi tencereye koyun, unu ekleyin ve un kokusu gidinceye kadar kavurun. Sadece birkac dakika
  • Suyu ve bulyonu ekleyin
  • Diger malzemeleri de ekleyip sebzeler yumusayincaya kadar kaynatin
  • Biraz iliyinca el blenderi ile karistirin. Arzuya gore krema halide veya  biraz puruzlu olabilir
  • Tekrar ocagin uzerine koyun. Koyu ise biraz daha su ekleyin. Baharatlari ekleyip bir iki tasim kaynatin